26 Şubat 2016 Cuma

Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk (Kitap)

İskender Pala'nın Kapı yayınları tarafından basılan "Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk" kitabı bu yazı yazıldığı tarihlerde 61. basımda idi. Eminim bu sayı ilerleyen süreçte artacaktır.


Açıkçası eskiden sevdiğim bir yazar olmasına rağmen Şah ve Sultan kitabını okuduğumdan beri İskender PALA kitaplarını okumamayı tercih ediyordum. Arkadaş çevremdeki ve İnternet ortamındaki  övgüler ve tavsiyelere bakarak bu kararımdan vazgeçerek "Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk" kitabını geçen haftalarda okudum.

Kısa sürede kitabı bitirmiş olmama rağmen(3-4 gün) uzun süredir okuyormuşum hissi uyandıran kitap bazı bölümlerinde gerçekten insanı yoruyor. İskender PALA yazım dili olarak çok sade ve anlaşılır bir dil kullanmasına rağmen bu kitabında sanki bildiği her şeyi göstermek ve okuyucuyla paylaşmak istemiş sanki, ve bu nedenle kitabın bazı bölümleri hiç bitmeyecekmiş gibi geliyor.

Kitap Divan Edebiyatı şairi Fuzuli'nin ölümsüz eseri Leyla ile Mecnun kitabının orijinal kopyasının başından geçen olayları konu alıyor.

Hikaye Dicle kıyısında güzel bir kadın tarafından yoğrulan ve bu kadına aşık olan kağıdın Şair Fuzuli tarafından alınıp kitabı için kullanmasıyla başlıyor ve Yüzyıllar sürecek bir macera başlıyor. Kitap da gizli örgütler binlerce yıllık gizemler, hazine avcıları ve pek çok konu iç içe geçmiş bir hızla akıyor. Olayların geçtiği yüzyılları şiirsel bir dille aktaran İskender PALA  betimleme konusundaki ustalığını bir kez daha gösteriyor.


Fakat İskender PALA'NIN bu kitabında da kurgu nerede başlıyor? Anlatılanlardan hangisi gerçek hangileri sadece hikaye? Ayırmak mümkün değil. Bu nedenle kitabı okurken bir tarih kitabı veya tarihi bir metin olarak değil sadece bir roman olarak okunması gerektiğini unutmamak lazım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder